Elektrikler söndü ama Fener parladı

Alex’in pası, Güiza’nın dakika bir, gol bir ile maça girişi… Fener için 2009-10 sezonunun startı oldu… Yeni transfer Dos Santos’un, Denizli kalecisi Mahmut ile karşı karşıya kaldığı anlarda birinci ve ikinci yarıda kaçırdığı net gol pozisyonları vardı. Sezona asist ile başlayan Alex bu deplasmanda özellikle ilk yarıda ağları havalandıracak gol vuruşunu yapamadı. Bu kaçan goller, Fener adına, elbette hiç iyi olmadı. Maçın hemen başında bir gol bulmuşsun, yarım düzine fazlasını kaçırmışsın. Neden bu kadar gol kaçırma yarışı içinde bulunulduğunu anlamakta zorlandım!
Fenerbahçe’ye bakıyorum, takım olarak pahalı ve yıldızlar topluluğu… Peki böyle bir takım, bu kadar gol kaçırıp oyunu riske eder mi? Böyle bir lükse sahip mi? Denizli oyunu kendi yarı alanında kabullenmişti. İlk yarıda Fenerbahçe’ye adeta “Gel üzerime, tüm tehlikeli pozisyonlar sizin olsun” der gibiydi.
Fener’de topu ayağa oynama isteği elbette iyi. Emre Belözoğlu, Cristan ile iyi bir ikili oldu ortada. Vederson soldan, Gökhan sağdan akın akın bindirmeler yaptılar. Ama çoğunlukla yaptıkları ortalar hep rakibin üzerine gitti. Oyunun ikinci yarısına çok önemli bir notla başlamak istiyorum. Güiza kendi yarı alanında çıkıp topu sahiplenirken, ofsayt kararı hangi kural kitabında yazıyor; sayın Bülent Yıldırım’a sormak isterim.
Ardından Denizli’de kesilen elektrikler, sezonun daha ilk haftasında sahadaki futbolun tüm neşesini kaçırdı. Milyon dolarlar verip, futbolcular alıyorsun. Dünyanın parasını harcıyorsun. Adı “Süper” olan ligde oynuyorsun… Bir anda karanlığa gömülüyorsun. Dakikalarca, neredeyse bir tam devre oyun duruyor. İki takımın da oyundaki hızı kesiliyor, futbolcular soğuyor. Tekrar aynı ritmi nasıl bulacaklar. Hem Fenerbahçe’ye, hem de Denizli’ye yazık değil mi?
Kaynak: star



Yorumlar